İki Film Bir Yönetmen

ebook

By Yusuf Solmaz

cover image of İki Film Bir Yönetmen

Sign up to save your library

With an OverDrive account, you can save your favorite libraries for at-a-glance information about availability. Find out more about OverDrive accounts.

   Not today

Find this title in Libby, the library reading app by OverDrive.

Download Libby on the App Store Download Libby on Google Play

Search for a digital library with this title

Title found at these libraries:

Library Name Distance
Loading...

KİTAP HAKKINDA
Atmış yaşlarındaki teyzeyle aramda şöyle bir diyalog geçti. Hatırlayabildiğim kadarıyla aktarmaya çalışayım:
—Kısaca kitabınızı özetleyebilir misiniz? Ne Anlatıyor İki Film Bir Yönetmen adını verdiğiniz bu kitap?
—Kendiniz okuyup karar verin isterim.
—Tamam da önce sizden dinleyelim. Elbet de biz de okuyup ona göre karar vereceğiz. Roman mı yazdınız?
—Edebiyatçı değilim. Roman yazmayı bilmem. Aslında ben eğitimin sorunlarını anlatmak için bir şeyler yazmaya çalıştım. Bilinen ama çözülmeyen sorunlardan söz ettim.
—Eğitim konulu roman yazdınız o zaman?
—Hayır.
—Ne yazdınız peki? Roman değilse öykü yazdınız?
—Bilmiyorum, sanırım öykü de değil.
—Ne peki?
—Şöyle bir bakarsanız anlarsınız belki.
—Senaryo mu yoksa? Film, yani senaryo olarak mı eğitimin sorunlarını dile getirdiniz?
—Bir nevi senaryo denemesi de diyebiliriz.
—Edebiyatçı değilsiniz, roman yazmayı da bilmiyorsunuz... Senaryo yazmayı nasıl öğrendiniz?
—Öğrenmedim efendim.
—İlk kez mi senaryo yazdınız?
—İlk kez...
—Bilmeden, araştırmadan, okumadan senaryo mu yazdınız?
—Denedim, yazıp yazamadığıma siz karar vereceksiniz?
—Karar merci mi burası?
—Değil mi? Kitap basmıyor musunuz?
—Basıyoruz da, roman basıyoruz, dağıtım yapıyoruz. İşimiz senaryo basıp dağıtmak değil. Çok ünlü olacaksınız ki yazdıklarınızın, hele de senaryolarınızın alıcısı olsun. Yanlış anlamadım değil mi? Tekniğini bilmeden, bir deneme olarak ilk kez senaryo yazmaya kalkıştınız. Doğru anlamış mıyım?
—Çok doğru. Teknik bilmeden yazmaya başladım.
—Bir kağıt bir kalem yeter dediniz yani?
—Evet. Bugüne kadar, çok senaryo gördüm ama, baştan sona hiç birini okumadım. Yılmaz Güney'in bazı senaryolarını buldum mesela, ama okumadım. Bir senaryo nasıl yazılır, hangi teknikler kullanılır, bilmeden yazmaya koyuldum.
—Cahil cesareti diyorsunuz? Öyle ya, adamın diploması yok, ama ülke yönetiyor. Güreşçiden tiyatro müdürü oluyor... Mümpenlik bu, başka bir şey değil.
—Bir şey mi dedin evladım? Duyamadım.
—Sana demiyorum teyze, kendi kendime söyleniyorum.
—Hızlı söyle de ben de duyayım.
—Diyorum ki ne güzel, okumadan, araştırmadan senaryo yazmışsınız. Yazın, kırın dökün, bütün bilinenleri yerle bir edin... Ne gerek var okumaya, kafa yormaya... Yazanların, birincilik alanların da iki eli var, sizin de... Yetmez mi, yeter de artar bile... Yaz gitsin... Onlar yazdı da siz niye yazamayasınız?
—Tamam da evladım, önce dinle... Niye kızıyorsun ki?
—Dinliyorum teyze, söyle hadi ne söyleyeceksen.
—Bak evladım, iyi dinle beni... Bu çalışmaya başlarken aslında bilerek senaryo bilgisi edinme çabasına girmedim. Bilmeyen birinin film metni yazma sürecini, bir nevi deney gibi düşündüm. Senaryo bilgisi olmayan bir heveslinin, senaryo yazmak isterken, nasıl bir yol izleyeceğini görmek istedim. Yani bir acemi film çekmek isterse ne gibi saçmalıklar içinde yer alır? Ya da bilmeden iyi bir şey mi yapar? Kendi üzerimde bunları denemeye çalıştım. Bu yaşımda senarist mi olacağım, film mi çekeceğim? Tanığı olduğum sorunlara ilişkin bir şeyler yapmak istedim, hepsi bu.
—Valllahi ne güzel... Bravo teyze... Böylece büyük bir keşif yaptın öyle mi? Şimdi de bunu bastırmak istiyorsun. Büyük cesaret. Ameliyat bilmeyen doktor hastayı tedavi edeceğim diye öldürsün, sonra da hastayı öldürme sürecini, "Doktorluğu Hiç Bilmeyen Birinin Başına Gelenler" adıyla kitaba dönüştürsün. Şahane buluş. Bravo teyze, kırk yıl düşünsem...

İki Film Bir Yönetmen